Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Lübnan Cuma namazı hutbelerinden kesitler:
Ayetullah Nablusi:
"Bugün şahidi olduğumuz tuhaf olaylardan biri; Lübnan'ın istikrar ve istiklalinden söz eden, halkın milli idaresinden dem vuranların Lübnan'ın yüzünü batıya dönmesini ve batı kültürünü benimsemesini istemesidir. Bu sözleri sarf edenler katillerin ve teröristlerin safından yer alıp Direniş Cehpesi'nin ortadan kalmasını istiyor. Oysa Direniş Cephesi, Lübnan'ın onur ve şerefidir. Lübnan'ın ve Müslümanların en azılı ve en kirli düşmanı (İsrail) karşısında dimdik durmaya devam ediyor.
Hiç bir şey yapmadan yerinizde oturmanızın manası nedir? El-Nusra, İŞİD vb. terör örgütlerinin Lübnan'ı işgal etmesini mi bekliyorsunuz? Çocuklarınızı ve eşleriniz öldürmesini, bu ülkenin gençlerini parça parça doğramalarını mı bekliyorsunuz? Neden ülkede bazıları gayretlerini yitirmiş gibi davranıyor? Neden tek düşünceleri Direniş'i yok etmek olmuş?
Ülkeyi kargaşaya sürüklemeyi hedefleyen bu tutumlar düşmanın senaryosudur. Teröristleri besleyerek Suriye'de hükümeti devirmesini ve sonrasında Suriye'yi bölmeyi hedefleyenlerin planlarıdır. Ancak Suriye'de başarı elde edemeyen düşmanın safında olan bazı Lübnanlılar, Hizbullah'ın Kalamun operasyonunu 'terörist bir eylem' ve 'fitneye sebebiyet verecek bir girişim' olduğunu dillendirmeye başladı. Aynı sözler Hizbullah İsrail'e karşı savaşınca da söylenmişti. Hizbullah'ı terör odaklı bir örgüt gibi lanse ettirmeye çalıştılar. Hizbullah'ı bölgesel barışı tehdit eden bir faktör gibi tanıtmak istediler. Oysa işin iç yüzü; bölgesel barışı savunun sözde ılımlı kesimler, barış için İsrail'le anlaşmaya varılması ve bölge ülkelerinin planladığı şekilde bölünmelerine razı olmak gerektiği düşüncesinde. Böyle bir anlaşmaya ve bölünmelere karşı olan Hizbullah'ı bu nedenle düşman ilan etmeye başladılar.
İslam düşmanları kimdir ve hangi dini öğretileri benimsiyor? Bugün İslam ülkelerini kaosa sürükleyen ve sömüren sizler değil misiniz? Hakikat nurunu yalan tuhaflarında batırmak isteyen sizler değil misiniz? İslam düşmanını kucaklayan, bugün bile terör çetelerini destekleyen sizler değil misiniz? Artık ülkelerin ve milletlerin kaderleriyle oynamaktan vazgeçme zamanınız gelmedi?
Sizler tarafız değilsiniz aksine Lübnan'ı bölmek niyetindesiniz. Eğer yönetim sizin gibilerinin eline geçecek olursa ne can ne mal ne namusumuz güvende olmayacaktır. Biz sizleri defalarca sınadık. Lübnanlılara zarar ve gözyaşından başka bir şey vermediniz. Buna emin olun ki Lübnan'ın yönetimini kendi menfaatleri için kullanacak olan isimlere bırakma niyetinde değiliz. Lübnan'ın her alandaki idaresini kahraman ve Lübnan için gerçekten kendini ölümün kucağına atanlara bırakacağız."
Ayetullah Kabalan:
"Bu ülkenin bekası için kanlarını akıtan şehitlere minnetimizi göstermek için Lübnan'ın onur ve şerefini korumakla yükümlüyüz. Çünkü canlarını bir ülkenin özgürlüğü ve bekası için feda edenler, saygıyı hak eder. Şehitleri hatırlamak, şehitlerinin yolunu da hatırlatır. Şehitlerin kanlarına vefalı olmayı öğretir. Her Lübnanlı zulüm ve zalimle savaşmada sabitkadem olmalıdır. Çünkü Lübnan toprakları şehitlerin kanlarıyla yoğrulmuştur.
Bizler, Lübnan ordusunu selamlamalıyız. Çünkü Lübnan ordusu düşmanın hileleri karşısında sayısız fedakârlıklarda bulunmuştur. Lübnan'ın birlik ve beraberliğinin korunması için bir an önce adil ve insani vasıflara sahip bir Cumhurbaşkanı seçilmelidir. Seçilecek Cumhurbaşkanı, Lübnan'ın birliğini korumalı, emniyet ve refahı temin etmelidir."
Seyit Ali Fazlullah:
"Bugün Lübnan'ı içten tehdit eden tehlikelerle karşı karşıyayız. Hem terör saldırıları hem de Lübnan'ın doğu sınırını tehdit eden tehlikeler var önümüzde. Bu nedenle bir an önce milli birlikteliğin sağlanması gerekir. Ülkeyi içten tehdit eden tehlikeleri söylemler, gerginlikleri bertaraf etmez. Aksine taassup ve gerginlikten uzak görüşmelere ihtiyacımız var. Her türlü şahsi menfaat ve çıkardan arınmış ortak görüşmelerin yapılması gerekir. Lübnan yöneticiler fitne ateşini tamamıyla söndüremese bile ateşin yayılmasını önlemelidir. Ülkeyi tehdit eden terör tehlikesi karşısından milli birliktelik sağlanmadıkça bu fitnenin önünü almanın zor olacağının unutulmaması gerekir.
Milli birliğin her türlü fitnenin önünü alacağını Yemen'de açıkça gördük. Milli birliğin sağlandığı ülkeler, kendilerine karşı yapılan saldırılarda yenilgi nedir bilmez. Saldırıların ülkeye vereceği tek zarar; ölümler ve yıkımlardır ama ülkenin özgürlüğü korunur. Yemen'de yaşanan acı tablo karşısında her Müslüman sorumludur. Masum çocukların ve kadınların öldürülme sahnelerine şahit olan bölge ülkeleri ve Müslümanlar bu cinayetlerin durması için bir an önce girişimde bulunmalıdır."
Şeyh Suheyb Hibli:
"Şeyh Ahmet el-Asir'in (Sayda'nın Fitne Şeyhi) taraftarlarının son itirafları, bu tür insanların terör ve ölümlerden yana olduğunu bir kez daha ispat etmiştir. Bu nedenle ülkenin iç güvenliğini korumak için her türlü tedbirin alınması gerekir. İç tehditler, Lübnan halkının teröristlerden korunmak için Hizbullah'ın Kalamun operasyonunun gerekli olduğunu göstermiştir. Direniş Cephesi bir kaç ay içerisinde terör saldırılarını kontrol altına alınabileceğini ispat etti. Bu nedenle Direniş Cehpesi'ni psikolojik olarak yıpratmakla değil onlara teşekkür etmek ve kucak açmakla yükümlüyüz. Hizbullah'ı eleştiri bombardımanına tutanlara sormak istiyoruz; Lübnan'ın ve Lübnanlıların emniyeti için bugüne kadar hangi fedakârlıkları yaptınız? Hizbullah'a karşı halkı tahrik etmekten başka ne yaptınız?
Arabistan'ın Yemen'e düşürdüğü ateş, kendi sınırlarından süzülerek Arabistan'ın kalbine doğru ilerlemeye başladı. Suudiler kendi topraklarına düşen ateşi söndürmek veya en azından kontrol altına almak için çabalıyor. Suudiler kendilerini tehdit eden ateşi düşünsün. Biraz olsun insanlıkları olsaydı Yemen'i ateş çemberinde bırakmazlardı. Yemenli aşiretlerin silahlanarak Suudi Arabistan sınırından geçip Suudi kontrol noktalarını ele geçirmesi Arabistan yenilgisinin ayak sesleridir."
Şeyh Mahir Hamud:
"Bugün Lübnan'ın içinde bulunduğu durum, bir yolcu gemisine benziyor. Bu yolcu gemisi bazılarının arasında taksim edilmiş. Kimileri geminin üzerinde kimleri ise geminin içinde yol alıyor. Geminin içinde olanlar, su ve yiyecek gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için üst bölümlere çıkmaya mecburdur. Bu insanlar suya ulaşmak için üst katlara çıkmak yerine gemiye alttan bir delik açıp suya öyle ulaşmayı düşünüyor. Bu insanları kontrol altına almayıp kendi hallerine bırakırsanız, geminin olduğu gibi batması ve herkesin boğulması kaçınılmaz olur.
Hepimiz zulüm ve zorbalık karşısında direnen fert veya grupları savunmalı ve takviye etmeliyiz. Bu nedenle Hizbullah'ı asılsız ve yersiz ithamların merkezine oturtanlar, iddia ettiklerinin aksine kendileri teröristtir. Bu insanların İslami ve insani değerlerle hiçbir alakası yoktur. Tüm sözleri yalan ve batıldır. Tüm İslami gruplar, teröristler karşısında direnen Hizbullah'a destek olmalıdır. Bir köşede oturup Hizbullah'ı itham eden ve sayıları bir elin parmak sayısını bile geçmeyenlerin ise ağızlarına sukut mührü vurmaları herkesin faydasınadır. Akli ve ahlaki değerleri ayaklar altına alan bu insanlar, kendilerini iyice kaybederek Hizbullah'ı el-Nusra ve IŞİD'le kıyaslamaya başladı."
Şeyh Mahir Abdurrezzak:
"Araplar, İslam'dan önce asırlar süren kabile savaşları yaşamıştır. Bu savaşlarda sayısız insanın kanı dökülmüştür. İslam, Arapların kabile savaşlarını bir kenara bırakmalarını ve İlahi emirlere uymalarını istedi. Kabile savaşlarından vazgeçip İslam'a ve insani değerlere davetle meşgul olmalarını emretti.
Bugün Libya, Suriye, Irak vb. ülkelerdeki savaşlar İslam öncesi kabile savaşlarına benziyor. Ey sözde savaş sarhoşluğuyla nara atanlar! Suriye, Irak ve Yemen'de yaşanan savaşların İsrail dışında kime faydası oldu? İsrail 1948'den bu yana Müslümanları öldürmekte kutsal beldelere saldırmaktayken sizler, kimler adına tekbir getirip naralar atıyorsunuz? Kime karşı zafer elde ettiniz, hangi toprakları özgürlüğüne kavuşturdunuz? Filistinliler zulüm altında inlerken sizler onlara yardım etmek için bırakın savaş uçaklarınızı havalandırmayı kılınız bile kıpırdatmadınız.
Bir zamanlar İslam rehberleri sahip oldukları gücü İslam ümmetine yardım etmek için seferber ederken sizler bugün Amerika ve İsrail'e gönüllü uşaklık ediyorsunuz. İslam topraklarının işgal edilmesi ve Müslümanların öldürülmesi için İsrail ve Amerika'yla el sıkışıyorsunuz. Bugüne kadar İsrail'in cinayetlerine itiraz etmeyip hep sessiz kalan sizler Suriye'de, Irak'ta ve Yemen'de 'La ilahe İllallah' şiarlarıyla Müslümanları katlediyorsunuz.
İslam ümmetinin asli sorun olan Filistin ve Mescid-i Aksa'nın özgürleştirilmesi için tüm Müslümanlar güçlerini birleştirmelidir. Filistin'de kendine fesat için geçit hazırlayan İsrail, Müslümanların kutsallarına dil uzatmakta. Ey petrol kralları! Neden Müslümanların ilk kıblesi ve üçüncü kutsal mekânı olan Kudüs aleyhine hayata geçirilen projelere ortak oluyorsunuz? Hangi gerekçeyle Müslümanları öldürmek için uçaklarınızı havalandırıp ordularınızı seferber ediyorsunuz? Yemen'de yıkılan her ev, her köprü ve her altyapı için bayram ilan ediyorsunuz?"